Ana içeriğe atla

Kırmızı ....

Kırmızıal veya kızıl; parlak gökkuşağının en dışındaki renk. Sarı ve mavi gibi ana renklerden biridir. Güneş içteki gökkuşağındaki kırmızı renk ve gözümüzün açısı 42 derecedir. Elektromanyetik tayf'ın görülebilen renklerinden biridir. Kırmızı ışığın dalgaboyu 630-760 nanometre civarındadır. Kırmızı en düşük frekanslı renktir. Kırmızının altındaki frekanslara kızılötesi, infrared (ya da infraruj) denir.
İnsan kanı oksijenin varlığında hemoglobin yüzünden kırmızıdır. Kırmızı renk deniz suyu tarafından emildiği için siyah gözükürler.
İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır.Yanlış bir inanış vardır, boğa ların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.
Kırmızı renginin bazı çağrışımları: aşk ya da sevgi, nefret, cesaret, kuvvet, ısı, enerji, mutluluk, refah, saldırganlık, kızgınlık, baştan çıkarma, cinsellik, erotizm,ahlâksızlık, sonbahar, sosyalizm, komünizm, tutkunluk, güzellik, ateş, erkeksilik, tehlike, kan, Noel, savaş.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Amerika'da Yapılan CV Doğruluğu Araştırması

Amerika'da Yapılan CV Doğruluğu Araştırmasına göre %85 kişilerin hazırlamış oldukları CVlerde gerçek dışı bilgi verdikleri için işe alınan personellerin daha sonradan bu gerçeklikleri ortaya çıktığında işten atıldıkları görülmüştür. (Örnek: Yahoo CEO su) Neden insanın üzerinde bir özelliği olmadan o özelliği varmış gibi gösterir ??? Bu soruya cevaben genelde insanların gerçekten tembel oluşudur ve kendilerini tanımadıkları ortamlarda entellektüel görünüm vermek istediklerinden kaynaklanmaktadır. Çünkü ortam ya ezikler ortamıdır veya ezik olmayan gerçek entellektüel ortamdır. Daha Fazla konuşmiyim yapılacak tek şey vardır. Gerçekten olduğumuz gibi görünmek.....

Blogumun Amacı

Bu blog, insanların günlük hayatın yorgunluğu, yoğunluğu, stresi altında birkaç dakikalık da olsa uğrayabilecekleri, şehrin trafiğinden, kalabalığından, gürültüsünden kaçmak için yükseklerde bulutların arasında bulunan sessiz, huzurlu ama canlı bir ortam olarak düşünüldü.

Amaç ve umut...

Bugün oturup, yalnız olmak evet boş oturmak ... Boşlukta görünmek , dünyanın en zor işidir. Tek başına hiç bir iş yapmadan ve düşünmeden plansız oturmak. Sözlüğün icadından beridir, atalarımızın işin en başından yaptığı iştir. Var oluşun anlamsızlaştığı kısımdır herhalde... ne zaman nerede yapılması gerektiğine özen gösterilmesi gereken konu... zira evde yapıldığı takdirde rahatlatıcı, kafa boşaltıcı ve en nihayetinde uyku getirici eylemdir.   Evet boş oturmak, gerçekten birine hareket etmeden veya sadece gün boyu bir sandelyede veya çok rahat olabilecek bir baba koltuğunda hiç bir iş yapamadan otur deseler batar bence ... rahatlık değildir aslında boş oturmak aslında bir iştir. hem de çok zor bir iş... 
Buradan neyi anlatmak istiyorsun derseniz, boş oturmak gerçekten zor iş derim. Çünkü insanları yaşama bağlayan aslın ters orantılı olarak dan  Amaç ve umudunun olmasıdır.